21 Ocak 2021 Perşembe

KUŞLAR ÂLEMİ VE İMECE

 

 

Anadolu kırsalında yaşama geçmişi olan birçok insan imeceyi bilir. İmece, birlikte iş yapmanın, dayanışmanın, zorlukları alt etmenin yöntemidir. Aslında bu dayanışmanın sanatsal bir yanı da vardır. Bu tür çalışmalarda rolden kaçanlar ya da çıkanlar da olur. Buna rahmetli babamın tabiriyle “kayış atma” denir. Birlikte iş yapma kalabalığının içinde iş yapıyormuş gibi görünüp aslında dişe dokunur katkı yapmamak. Uf uf! Anam da böylelerine “hinayet bu hinayet” derdi.

Kırsaldaki bu dayanışma yok oldu mu? Tam olarak oldu diyemeyiz ama çok zayıfladı. Bunu sürdürme gayretinde olanlar kalabalıklar içinde hem yalnız kalmıyor, hem de işleri kolaylaşıyor. Kırsaldan kentlere hızlı akış olunca kentlerin sokaklarında özellikle kışlık tarhana yapımında kadınlarımız bu yöntemi sürdürüyor. Güzel mi güzel.

Sanatta, siyasette, eğitimde her türlü yönetimde, sanayide aslında imecenin önemi büyüktür. Olmalıdır, sürdürülmelidir de.

Ressam tek başına bir tablo ortaya koyabilir. Şair duygularını ortaya dökebilir. Ya müzik, tiyatro? Tek başına örnekleri olsa da anlatım cılız, duygu zayıf kalır kardeşim. Şairle müzisyen bir araya gelirse ortaya konan sanatın değeri artar, duygusu yükselir.

Sanayide de bu böyledir. Kaportacı, motorcu, elektrikçi, karoserci, boyacı bir araya gelince ve her biri rolünü düzgün oynayınca kalite ortaya çıkar. Birinin kaytarması ya da zayıflığı, ortaya çıkacak eserin değerini düşürür.

Yönetim işleri de böyledir. Birlik ister, beraberlik ister, imece ister. Kurul içinden biri rolünü aksattığı ya da yapmadığı an hizmet aksar. Aksayan hizmet tümden başarısızlığa gebedir.

Allah’ın yarattığı tüm varlıklarda da bu böyledir. Tek başına insan vücudunu ele alacak olursak durum yine aynıdır. İskelet sistemi, sindirim sistemi, bağışıklık sistemi, sinir sistemi velhasıl insanı oluşturan organlardan herhangi biri görevini aksatsa beden çöker beden. Ailenin yönetimi, devletin yönetimi, dünyanın yönetimi say da say. Hangisi olursa olsun, nerede rolünü yapmayan varsa sıkıntı olur.

Rolünü oynamayanlar bedendeki bir organın hastalığı gibi araz haline geliyor. Bazen de organlardan biri rol kapma hevesine kapılabiliyor. Sindirim sistemi sinir sistemini icabında kalbi beyni baskılıyor. Sonuç işlev yapamayan bir beden. Of, Of!!

Başlarken, imece birliktir dedik. Uyumdur da bir yandan. Çok katlı bloklarda, mahallede bir komşunun uyumsuzluğunu düşünün siz. Uyumsuzluk topyekûn huzursuzluktur. Kısaca, karmaşadır, başarısızlıktır. İmece içindeki elemanların görevini tam yapması başarının koşulsuz anahtarıdır.

Sazın tellerinde uyum önemlidir. Kavalda, zurnada, klarnette her bir deliğin her bir aralığın üstlendiği ses kıymetlidir. Yoksa şarkılar, türküler nasıl ortaya çıkar. Bir aralık bozuksa, bir telin sesi kaçıksa vah ki vah!..

Babam seksen yıllık ömrünün dörtte üçünü anamla geçirdi. Birlikte ağladılar, birlikte güldüler.  Tüm zorlukları birlikte aştılar. Yani hayatın imecesini yaşadılar kardeşim. Biri diğerinin önüne geçme hevesinde olmadı. Rollerini doğru oynadılar. Hayat imecesinde zart zurt etmediler. Binlerce şükür ki yaşam felsefeleri bize rehber oldu rehber! Daha ne olsun?

Uzun uzun sosyolojik araştırmalara, felsefi tartışmalara, bilimsel makalelere gerek bile yok. Basit gözlemler, basit izlemler yetiyor çok şeye aslında. Yeter ki rolünü doğru üstlenmeye niyetlen. Anamın tabiriyle “hınayetliğe”! soyunma.

Kumruların dillere destan hallerine bakın. Kargaların evlilik yaşamını gözden geçirin. Martıların dayanışmasını inceleyin. Biri tele takılsa tüm martılar seferber olur be!. Bir karganın yavrusunu almaya kalk, görün n’oluyor.

Siz hangi kuşsunuz ya da hangi nota?  Ya da top yekûn imecenin neresindesiniz? Sağlıcakla

Hiç yorum yok: