15 Ekim 2013 Salı

BAYRAMLIK GÖÇLER


Otlar soluk, çiçekler küskün bu mevsimde. Bilirim bu sonuca erken kırağılar sebep. Sebepler içinde bir bayrama hazırlanıyor cümle. İçimdeki tüm ışıklar apaçık. Sırt ısıtan ikindi güneşinde gölgelerse uzum uzum uzuyor. Uzadıkça gömülecek akşamın alacasına belki de. Gölgeye sığınmaktansa güneşe vuruyorum inadına kendimi. Güneşe vurdukça bedeni, uyuklama peydahlanıyor durduk yerde. Uyuşuk yapımla uzayıp giden yollara, gökte uçan kuşlara, uçaklara baş kaldırıyorum. Bayram arifesinde bayramlık göçlere tanık oluyorum farkında olmadan. Bayramlık göç içindeki sevinçleri, hüzünleri topluyorum avuçlarımda. Dönüşlerin hesabını yapıyor, kurguluyorum kendi içimde her bir şeyi kare kare. Oysa kaç bayram geçmişti böyle. Kaç bayram göçler yaşanmıştı da farkına varamamıştım. Bu bayram arifesinde bedenim uyuşukken duygularım ayakta, nedendir bilinmez. Herkes kanatlarını açıp sılaya, sevdiklerine ulaşmaya çalışırken neden göçlerin, göçüşlerin hesabındayım ben. Göçün, göçlerin bile hesabı olmalı mıdır illaki. Hesap hesaba vurulmalı mıdır? Otların sarımtıraklığına, çiçeklerin küslüğüne bayramlar çare olacak mıdır? Tüm ışıklarım açıkken geceler aydınlığa meyledecek midir? Geceler kaç mumluk lambayla ışıldayacaktır? Bunu da ölçüye vurmalıdır? Mum hesabından sonra kaç karanlık köşe kalır hâlen kafalarda.
Lodos havanın mevsimsel ortalamanın altında kalmasına engel olamayacakmış. Gecelerin sisi uzayıp giden yollarda kayganlık yaratacakmış. Denizler dahi dalgalanacak karayelin gücü yer yer artacakmış. Sislere mangalların dumanı eklenecekmiş. Sislerin kuşattığı mekânlarda gözü nemlenmiş soluğu nefes nefes olan çokların huzur(!) katsayısını ölçmek mümkün olmayacakmış. Ah ki ah!
Benim bayramlarım bildikti. Benim bayramlarım yürekti. Benim bayramlarım paydaştı. Benim bayramlarım seviş-ti. Benim bayramlarımda göçler olur, göçürmek olmazdı. Benim bayramlarımda gösteriş olur, göstermelik olmazdı. Benim bayramlarımda küskünlükler biter, dostlukların borusu öterdi. Hey gidi hey! Hangi kuvvette çekebilirim“hey”leri bilmem ki. “Of” lar çeksem bayramlık sevinçlerin artmasına hangi katkıları yapar ki?
Katkının ya da katkısızlığın hissinde ayrımlar yapmaya çalışırken bayramlık sevinçlerin dalga dalga kabarmasını istiyor yürek. Yıllanmış urbasıyla çocuklar bayramlık sevinçler yaşayabilsin istiyor düşünce. Çocukların sırtına sabun sürülmüş havlular konmasın diyor. En küçüğünden bıcırın, babasının parası yetmediği için oyuncağın hayalinde kalmasını istemiyor arzu.
İçimde barınan bayramlık düşüncelerin kavisinde zikzaklar çizerken yollarda kaç kurban verdiğimizin kaygısı düşüyor akıl haneme. Bu kaygılar kolay silinmeyecek izler bırakıyor beynimin orta yerinde.
Bayramlık kaçışlara İstanbul bile şaşıyor. Sevinse mi üzülse mi o dahi bilemiyor. Dönüşlere dair hesaplara o da dalıp dalıp çıkıyor. Arifeyle bayram arasında kalan zaman diliminde kaç dönüşsüz göçlere tanıklık edecek merak salıyor. Dili şiirlere varıp varıp geliyor.
Bayramlık hayaller kurarken boşa
Küskün kardeşlerin varmış gördün mü?
Hasretlik şiirler yazarken taşa
Dostların ilmeği darmış gördün mü?
Bayramlar yormazdı beni. Bayramlar koymazdı böyle derken dökülüyor yeni dörtlükler.
Bayramda öterdi şu gönül sazı
Ne saz kalmış ne söz, susmuş gördün mü?
Bencillik çoğalmış attırmış tozu
Zaman tuzağını kurmuş gördün mü?

Neye yarar ki onca dörtlük daha yazsan. Kaç küskünü barıştırır bir dörtlük. Tele mesajlar yeter midir bayramlık sevinçlere? Yetmez diyebildiysen göç yollarını yak da gel. Yak da gel… Bayramınız kutlu, sevinçleriniz bol olsun..Sağlıcakla

Hiç yorum yok: