30 Kasım 2013 Cumartesi

ALFABEM


Toprakla uğraşıyorum ya.. Her yeni günde alfabeyi yeni söken çocuk edasındayım. Öğrenmenin üstünlüğü bir yana her bitkinin verdiği heyecan yaşanmaya değer gerçekten. Kalemimle toprağa dokunmaksa işin kaymaklı kadayıfı.  Toprak benim için kız oğlan kız hala. Onunla sevişebilmek her delikanlının harcı değil. Sevişmenin kendine has öncelikleri var.   Sevmek işin en başı.  
Toprağı anlamaya çalıştıkça depreşir arzularınız. Bu arzuyla yollar yürür, huzurun farkını yaşarsınız.
Toprağın dili başka, kültürü başkadır. Herkesin anlamasını beklemek hayaldir sadece. Zorla güzellik olmazmış. Aşk olmasa güzelliğin de on para etmeyeceğini söylerdi merhum Ozan. Of ki offf!..
Aşkla erişirsiniz huzurun en muazzamına. Bu tabiatla en şakrak türküleri dillendirirsiniz.
Toprağa haşinliği yükleyenler olur oysa. Toprağın hakkına, hukukuna samimiyetine şüpheyle yaklaşanlar vardır çoğu kez. Gerçeği, alın terini, sevginin karşılığını geciktirmeden hakça tahakkuk ettirendir oldum olası. Hayal değil gerçektir en azından.
Toprakla uğraşıyorum ya… Köylü-yüm-dür öyleyse.  Varsın başkaları en münevveri olsun yurdumun. Varsın en güzel tabloları en okullular yapıyor görünsün. Benim tablolarım kimilerinin hayallerine sığmaz kardeşimmm.  Benim resimlerim aşklarım kadar büyüktür ne haber... Her tarlaya kaç tablo sığar ölçmek gerek. Her tablo ölçeklerini zorlar belki de kimilerinin. Kalabalıklar farkına varmadan tüketir en asil olanı. Bilmeden satın alır her tabloyu. Altında imza gözükmese de resim yeter bize, işte o kadar.
Toprağa çizilen her resim nice yokluğu kurutacak oysa. Kaç âşık doğacak her resimde kim bilir.
Toprağı okumak gerek. Kürsülerden bilgiç söylemler sevmeye yetmez. Toprak mevzusu seyirlik olacak kadar basit de değil. Ellerimiz heyecandan titremeli toprak dendikçe. Dudaklarımız sevdanın ateşiyle çatlayabilmeli kardeşim..
Toprağın kızoğlankızlığından bahsettikçe niçin garip bakıyorsunuz? Niçin gözlerinizi çevirip burun kıvırıyorsunuz? Niçin tarlada okumuşluğuma aldırış etmiyorsunuz? Niçin çizilen tabloları alkışlamıyorsunuz?
Alkışları hiç de hak etmiyorum ben. Alfabeyi sökmeye çalışan çocuk edasındayım halâ. Kalemim kazma kürek.. Hey gidi hey!
Ben âşıklığın keyfini sürerken kentlerin yoksulu kimiler. Ah ki ah!  Terk edilen nice toprağı çalı çırpı bürüdü. Tek başına benim âşıklığım ne ki. Kaç boy resim yapabilirim bu cılız bedenle. Tutun ellerimden. Azıcık da siz anlayın şu toprağın dilinden. Siz de sevin sevebildiğiniz kadar. Severken sevinin olmaz mı? Kazmayla kürekle soyunun en ressamlığa. Orijinalliğini görün motiflerin, deneyerek en azından. Toprağa attığınız her çizikle avunun avutun bir diğer yandan.
Sevmeyenin anlamasını beklemem, anlamayanın sevmesini hiç düşünmem. Düşünmezken haykırırım en sevdalarımı. Düşünmediğim vakitler gam yüklü gemiler salarım okyanuslara. Şımarıklığım, avareliğim, köksüzlüğüm çoğalır saldıkça.  Bu salışla kalırım nefessiz.
Her nefes bir şenliktir aslında. Her nefes yepyeni tablodur. Ufuklara asılacak boy resmidir. Kısacası benim dilim topraktır. Tahsilim yine o.

Şimdi okullu olduk…. Alfabeyi söktüm ben. Sağlıcakla.

Hiç yorum yok: