1 Ocak 2020 Çarşamba

AYRIK ŞİİR

Aylak şairlerin ayrık şiiri
Ölçüyü yıkıyor gurur kibiri
Hatim etmiş fizik kimya cebiri
Hırkanın düğmesi bola benziyor

Kafiyesiz duruş olunca sekiz
Örgülenir hayat iki ters bir düz
Sultanlık ağzında olunca sakız
Kibir abidesi kula benziyor

Kaldırım döşeli olmalı ruhlar
Esriklik kalesi alıyor yuhlar
Yoksullukta birleşince pek çoklar
Küflenmiş demire tele benziyor

Hava parlayınca kandiller susar
Kökü sağlam ise dalları basar
Sırı olmayanlar mutlaka kusar
Sırlı topraklar da bala benziyor

SENLE SENDE



Hayali temizdir yağan karların
Varmıdır kimseye kastı hilesi
Saklı kalan hüznü varsa darların
Sen'le biter Sende biter çilesi

Dışa vurur sen dediğim kılavuz
Gönülde oluşur kocaman havuz
Yağmur çiselerken cama vuran buz
Senle biter sende biter kalesi..

.....
......

30 Aralık 2019 Pazartesi

DAL YABAN OLDU

Boza meylediyor toprağı taşı
Harman yeri idi valla dört başı
Gurbete düşürdü onca gardaşı
Köyler yaban oldu gül yaban oldu.

Anamın yaptığı hamurdan aşı
Gözümde tutse de toprağı taşı
Çare olmuyor ki boşa göz yaşı
Köyler yaban oldu tel yaban oldu

Çatıları çökmüş duvar yıkılmış
Ambarların  tahtaları sökülmüş
Arif olanların beli bükülmüş
Köyler yaban oldu dil yaban oldu

Yaylalarda meleşirdi kuzular
Ekin ile bezenirdi yazılar
Yüreği kapladı gün gün sızılar
Köyler yaban oldu kul yaban oldu

Avlularda gezinirdik hoşcana
Konu komşu halleşirdik dostcana
Unumuz uramız ekmek hascana
Köyler yaban oldu bel yaban oldu

Toplanırdık düğün bayram ederdik
Toprağına umutları dikerdik
İpler atlar yalınayak sekerdik
Köyler yaban oldu şal yaban oldu

Hatır alınırdı bir tutam tuzla
Gönüller şenlenir tatlıca sözle
Dağlar seda verir tepeyle düzle
Köyler yaban oldu sal yaban oldu

Çoban Çeşmesi'nde dertler sıralı
Toprak ıssızlaştı gönül yaralı
Kim dayattı bize yaban kuralı
Köyler yaban oldu hal yaban oldu.


GEL DÜŞME



Son bahar gün kısa gecelerde gam
Saatler döküldü yollarım yorgun
İp atlayan düşler kalakalmış ham
Acıya süs olan dallarım dargın

Fırtınadan korktuk rüzgar kolladık
Bahar günlerini bir bir yolladık
Umutları hayallerde salladık
Demlere his olan kollarım yorgun

Iskaladık aşkı bozduk havayı
Gönülde değerli özgün davayı
Korktukça okusan onca duayı
Düşlere ses olan dillerim durgun

Yürek yaya kaldı düş eşiğinde
Islandı kirpikler aşk beşiginde
Dudak uçukladı meşk döşeğinde
Aşığa has olan tellerim kırgın

Şırıldasa sular parıldar taşlar
Matemle yüklü gönülde kuşlar
Her yanım köhne kış gözümde yaşlar
Ufkuma sis olan yellerim vurgun

Fasıl bitmiş toplayıp da çıkarma
Sobeledi hüzün boşa yakarma
Yaraları deşip üste çıkarma
Notada pes olan zillerim gergin

Gel düşme desem de düşer yapraklar
Dilime dolanır kara topraklar
Kan damlası çiçek yeşil yapraklar
İçinde yas olan güllerim bir gün

Çoban Çeşmesi'nin çığlık genzinde
Renk tükendi suratında benzinde
Feleğin şamarı tam da hüznünde
Düzünde pus olan yollarım her gün.

Hali Oral/Tavşanlı 30 Aralık 2019

18 Şubat 2019 Pazartesi

HAKLI MİYİM?



Bu toplumun içinde yaşayan biri olarak sorma sorgulama ihtiyacı hissediyor insan. Kendimden başlayarak hem de.. Yaşadıklarımızdan dersler çıkarıp örnekleyerek. Uf, uf! Düşünmeye başlayınca da düşünceler silsilesi sıra sıra diziliyor beynimde. Olumlu olumsuz ne varsa yığım yığım yığılıyor önüme. Neresinden, nasıl başlasam soruları kördüğüm olup çıkıyor.  Yazdıklarım baştan savma olmasın derken gerçeğe uygun olup olmama kaygısını da bir taraftan yaşıyor insan. Bu karmaşa içinde klavyedeki harflere bir bir dokunuyorum. Niçin, neden ve nasıl işe yarayacaksa…
İlkokulu köyde okudum ben. Teee elli üç yıl öncesinin hikâyesi anlayacağınız. Sınıf nöbetçisi olurduk sırayla. Sabah okula erken gelir sıraların silinmesinden soba yakımına, okulun hatta bahçenin genel temizliğine varan işlerden sorumlu olurduk. Koşturmaca, görev bilinci,titizlik, hassasiyet bizdeydi bizde.. Ayakkabısını temizlemeden kimseyi içeriye almaz, rastgele çöp attırmazdık kimseye..
Okullarımızda çocuklarımız teneffüsler dâhil altı saatlik bir zaman diliminde sınıflarda kalıyor. Akşamüstleri gidinde bir bakın sınıfların haline. Nasıl olsa temizleyen biri var mantığıyla atılıyor çer çöp. Of of! Atma desen veya desek! De de gör.. Cevapların bin bir türlüsü hazır. Okullar böyle.. Ya cadde sokaklar. Esnaf, dükkânımın önündeki buz kırılmadı diye belediyeyi basacak alimallah. Eski esnaflara sorun anlatsın nasıl olduğunu. Cami cemaatinin eline süpürge değmiyor kardeşim. Hep birileri temizlesin mantığı sürüp gidiyor.
At kardeşim at! Temizleyen bulunur nasıl olsa. Ben temizlemeye kalksam? Deli ya da hasta damgası hazır be ya! Bu kadar hazırcılık da sorumsuz kılıyor insanı. Hatta kayıtsız.
Nerde kaldı değerler eğitimi? Nerde kaldı insanca yanlarımız? Nerde kaldı Müslümanlığımız?
Kentlerde toplantı üstüne toplantı yapılıyor. Muhtarlar, müdürler, stk.lar amirler. Uf uf söylemler gırıla. Sonuç; kendimizi tatminden öteye geçmiyor kardeşim. Polisiye tedbirlerle didişip duruyoruz.
Sokakta yaramazlığımızı gören büyüklerimiz ikaz eder, eleştirir doğruyu işaret ederdi. Öğretmen bizim gözümüzde babaydı. Gık diyemezdik saygısızlık anlamında. Köyün kentin mahallenin büyüklerine yine öyle..
Ders çalışmayan öğrenciye yaptırım yok yaptırım. Yazılısı kötü giden öğrenci öfke küpü. Bu öfkeyle koridor kapısını tekmeleyip koridor camını yumruklayıp kırabiliyor. Park bahçelerde oturakları yerinden söküyor, duvarlara fıs fıs boyalarla anlamsız yazılar yazabiliyor. Güvenlik güçleri durmasın kovalasın. Bir yerlerde hakikaten hatalarımız var.
İlçemizde sanırım 39 tane spor kulübümüz var. Hepsi de hırs küpü. Kazanmaya odaklı reklama endeksli yönetimler. Kazanmak için başka illerden ilçelerden oyuncular geliyor. Hani mahallenin, ilçenin çocuklarına sporu sevdireceklerdi? Birlikte spor yapmanın zevkine varırken kardeşlik pekişecekti? Of of! Hiç birinin başında profesyonel donanımlı kimse yok. Sahalarda kavga türüyor. Hepsi de maddi sıkıntı içinde belki de borç.
Okulların aile birlikleri ne iş yapar? Aydan aya toplantı yapmış olmakla düzelmez çok şey. Okuluna kaç müzik aleti kazandırmış, kaç sportif alet edindirmiş, kaç sosyal ve kültürel faaliyet gerçekleştirmiş bunlara bakmalı hakikaten.
Sorumluluk halkası geniş mi geniş. Hepimizin, her birimizin. Mesai saatiyle sınırlı olmamalı çok şey. Bu ilçede kaç müzik öğretmeni var, kaç resim, kaç beden öğretmeni. Dersine girmekten öte hangi katkıyı veriyorlar topluma? Namaz saatinin haricini istirahat saati gibi gören imam cemaatin gelişmesine ne kadarlık katkı yapabilir? Örnekleri say da say!
Haklı mıyım? ……????
Haklılık noktasında da düşünülmesi gereken çok şey var aslında. Herkes ben haklıyım diyor. Herkesin haklı olduğu yerde ortak kararlar almak, huzuru sağlamak da zor olsa gerek.
Haydi hayırlısı.. Sağlıcakla

6 Ekim 2018 Cumartesi

DİLLERİM

Gevşeklik bilmedik yaşam boyunca
Yoksulluk sözüne düçar dillerim
Kader neredeyse biz oradaydık
Bugünden geçmişe göçer dillerim.

Kulağımda çınlar mazideki ses
Anlayana hikmet alınan nefes
Biriken acılar ruhlara kafes
Hüzünlü maziye kaçar dillerim.

Anam orak tuttu babamda kosa
Kenetlendik hepbir çekmedik tasa
Yıllar yıl gibiydi olmadı kısa
Acıyı şiirde saçar dillerim.

Kurban yağlarını koyduk çömleğe
Düğme bulamadık beyaz gömleğe
Umutlar yükledik uçan leyleğe
Yaşamı nesirde açar dillerim.

Ayazda üşüdük güneşte yandık
Soğandan aşlara ekmeği bandık
Sabır selamettir bildik inandık
Geçmişi tarifte naçar dillerim.

Seğirttik tarlada durmadık boşta
İnanç marifettir dertle savaşta
Et yağı donardı sofrada aşta
Eskimiş türküde uçar dillerim.

Yılgınlık çökünce onulmaz yara
Umutlar diktikçe düşülmez dara
Koruk pekmez olur geçilir kara
Karanlık geceden kaçar dillerim.

Toprağa tutunduk ektik ekini
Kurban ettik erkeçlerin tekini
Omzumuzda soğan ekmek çıkını
Bugünleri dünden seçer dillerim.

Yaşayanlar bilir dünü bugünü
Boyun büküp geçirirdik öğünü
Güzü bekler ergenlerin düğünü
Ah eden bülbülü geçer dillerim.

Çoban çeşme ne darlanıp durursun
Tarihe söz ile neşter vurursun
Varlığınla bu ülkede gurursun
Bugünlere kıymet biçer dillerim.
         
                                  HALİL ORAL

19 Temmuz 2018 Perşembe

SOR BENİ...



Yeryüzünde ova benim çöl benim
Bahçelerde çiçek açan gül benim
İyiliğe kucak açan el benim
Gönüllerin göllerinden sor beni...

Yeşillenir boza duran çiçekler
Kiyamdadır  uçan kuşlar böcekler
Ahirette sual eden melekler
Allah diyen kullarından sor beni...

İster misin kulda olan hakkını
Güller diksem şu toprağın seckini
Kimileri beyzadenin geckini
Çiçeklerin dallarından sor beni...

Bahçıvanlar sebebidir goncanın
Hatrın sayar hala dayı amcanın
Darbesini yese bile oncanın
Mızrap vuran tellerinden sor beni


Dertli olan şafak vakti uyanır
İyiliğe imanıyla dayanır
Ulvi aşkla yüce gönlü boyanır
Seherlerin yellerinden sor beni...

Yeşil olur çiçeklerin dalları
Türlü türlü insanlığın halleri
Bal akıtır gerçek dostun dilleri
Yağmurların sellerinden sor beni.

Çoban Çeşmesiyim akar dururum
Yunus gibi dost olana yürürüm
İmanımla gerçekliği görürüm
Kocadağın  bellerinden sor beni. ...