4 Ocak 2026 Pazar

BENİM OĞLUM EFEDİR!

Aile, bireyin dünyaya gözlerini açtığı ve kişiliğinin temellerinin atıldığı ilk sosyal kurumdur. İnsan, doğduğu andan itibaren aile içinde kurduğu ilişkiler sayesinde hem biyolojik hem psikolojik ve de toplumsal yönden gelişir. Biyolojik açıdan bireyin sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için gerekli temel ihtiyaçları karşılar. Beslenme, barınma, bakım ve sağlık koşulları çocuğun fiziksel gelişimini doğrudan etkiler. Bu nedenle bireyin yetişmesinde ailenin etkisi son derece kapsamlı ve belirleyicidir.

Anne ve babanın genetik özellikleri bireyin fiziksel yapısını belirlerken, ailenin çocuğa sunduğu yaşam koşulları da bu biyolojik potansiyelin nasıl gelişeceğini etkiler. Sağlıklı bir aile ortamı, çocuğun beden sağlığını koruduğu gibi ruhsal gelişimini de destekler.

Sosyolojik açıdan aile, bireyin toplumu tanıdığı ilk ortamdır. Çocuk sosyal kuralları, iletişimi, paylaşmayı ve sorumluluk almayı aile içinde öğrenir. Ailede görülen davranışlar, birey için birer model niteliğindedir. Saygı, sevgi ve hoşgörünün hâkim olduğu bir ailede yetişen birey, toplumla daha sağlıklı ilişkiler kurar. Buna karşılık çatışmanın, ilgisizliğin veya şiddetin olduğu ailelerde büyüyen bireylerin sosyal uyum sorunları yaşama ihtimali artar.

Ahlaki ve vicdani gelişim de büyük ölçüde ailede şekillenir. Doğru ile yanlışı ayırt etme, empati kurma, adalet ve sorumluluk bilinci aile içinde kazanılır. Anne ve babanın tutumları, söyledikleri kadar yaptıkları davranışlar da çocuğun vicdan gelişimini etkiler. Çocuk, ailesinin değer yargılarını içselleştirerek kendi ahlak anlayışını oluşturur.

Sorunlu davranışların ortaya çıkmasında da ailenin rolü büyüktür. İlgisizlik, aşırı baskı, tutarsız disiplin anlayışı veya sevgi eksikliği; saldırganlık, yalan söyleme, içe kapanma gibi davranışlara zemin hazırlayabilir. Ancak bu noktada aile yalnızca sorunların kaynağı değil, aynı zamanda çözümün de en önemli parçasıdır. Sevgi dolu, anlayışlı ve destekleyici bir aile ortamı, bireyin yaşadığı sorunlarla başa çıkmasını kolaylaştırır.

Sonuç olarak aile, bireyin biyolojik, sosyolojik, ahlaki ve vicdani gelişiminde temel bir role sahiptir. Sağlıklı bireylerden oluşan bir toplumun temeli, sağlıklı aile yapılarıyla atılır. Bu nedenle ailenin bilinçli, ilgili ve sorumluluk sahibi olması, hem bireyin hem de toplumun geleceği açısından büyük önem taşır.

Anadolu kırsalının kaba gibi görünen aslında derinliği olan sözleri vardır. “Saldım çayıra Mevla kayıra” bunlardan biridir.  İnsan yetiştirmenin bu tarz bakışlardan uzak tutulması gerekir. Çocuğunu sokağa salıp kayıtsız ve kaygısız duranlar başınızı kaldırın hele! Ebeveynler olarak öncelikle kendi davranış kalıplarımızı, değer yargılarımızı, ahlaki ve vicdani yanlarımızı, kişisel duruşumuzu, kimliğimizi gözden geçirelim. Biyolojik, sosyolojik, psikolojik olarak bilinçlenmenin, varsa noksanımız tamamlamanın gayretinde olmak lazım. İhmalin, stresin, huzursuzluğun olduğu aile ortamında fiziksel ihtiyaçlar tam olsa n’olur!

“Hadi sövve”,  “hadi içve!”, “hadi dövve” diyen yetişkinler biliyorum. Sosyal medya mecralarında geçirdiği vakit kadar çocuğuna zaman ayırmayan anne babalar tanıyorum. Eyvah eyvah!

Dil, iletişim, paylaşma, işbirliği, problem çözme, cinsiyet rolleri, otorite algısı, sorumluluk, toplumsal kabuller, dini ve milli meseleler de ailede kazanılır kardeşim.

Sonuç olarak aile, bireyin biyolojik sağlığından toplumsal uyumuna, ahlaki değerlerinden vicdani gelişimine kadar hayatının her alanında belirleyici bir role sahiptir. Sağlıklı aile ilişkileri, sağlıklı bireylerin ve dolayısıyla güçlü bir toplumun temelini oluşturur. Bu nedenle aile kurumunun güçlendirilmesi ve ebeveynlerin bilinçlendirilmesi, toplumsal gelişim açısından vazgeçilmez bir gerekliliktir.

Sorunlu davranışların ortaya çıkmasında aile yapısı ve ebeveyn tutumları belirleyici bir etkendir. “Benim oğlum efedir!” diyenler, oturup düşünmemiz gerekir mi? Gerekir. Sağlıcakla.

Hiç yorum yok: