27 Ocak 2026 Salı

KOŞARKEN YORULMAK

 

İyi gibi durup, iyilik yapmamak; aldatmanın, ütmenin, yanıltmanın bir başka biçimidir. Bunu en iyi anlatan söz şöyledir. “Ele verir talkını kendisi yutar salkımı”.   Bu durumu tarif edebilecek çok söz vardır. Bir türlü konuşup, başka türlü davranmak mesela. Ya da; söylediğiyle, uyguladığı birbirine tutmayan kişiler içinde bu türden algılar oluşur. Dinimizin söylemleri açısından bakacak olursak tarifi tek başına “münafıklıktır”.  Bu türden kişilerin davranış ve söylemleri zıtlıklarla doludur. Böyleleri toplumun önemli değerlerine o kadar çok zarar verirler ki, sorma gitsin!

Mevlana, şefkat ve merhametten bahseder mesela. Şefkat ve merhametin güneş gibi her yeri kaplaması gerektiğinden dem vururken, hepsinden önemlisi “ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” der örneğin.

Spor deyince akla gelen futboldur. Oysa spor sağlıklı kalmak için yapılan sistemli beden hareketidir. Spor; beden sağlığı kazandırır mı, kazandırır. Özellikle yetişmekte olan gençlere girişim yeteneği, dürüstlük, sebat ve sadakat gibi güzel alışkanlıkların sahibi yapar. Olması gereken, olmasını beklediğimiz fevkalade davranış biçimidir bunlar. Yani spor tam bir eğitim unsurudur vesselam!

Fakat güzel şeyleri aşırılığa taşıma da üstümüze yok. Araç olmaktan çıkarıp türlü amaçların unsuru haline getiriveriyoruz. Spor, spordan öte hayat tarzı haline geliyor durduk yere. Spora eğitim unsuru olarak bakarken, üretmeden kazandıran bir meslekmiş gibi karşımıza çıkıyor. Seyirlik doyum malzemesi, ekonomik büyüklükle nasıl tarif edilip denkleştirilir?

Spora dayalı şans oyunları!? Ühhüüü! Rekabet etme ve üstün gelme eğilimleri de aşırı sertliğe hatta son zamanlarda tepeden tırnağa bahis ve şike gibi tehlikeli, dürüstlükten uzak mevzulara bulaştırıveriyor.  Kendini başka spor grubunun içinde hisseden insanlar, birbirlerine düşmanlaşıyor. Sporun temel amacı insan sağlığını korumak iken; getirdiği noktaya bakar mısınız?

İyi gibi durup, iyilik yapmamak gibi bir cümleyle başlayıp, farklı mevzulara dalmıyoruz aslında.  Araç ve amaç mevzusu etrafında dönüyor mesele. İnsan dediğimiz varlık, işin içinde olunca gözünün içine bakarken ütülüyorsun! Beklenenle sonuç farklılaşıyor. 

Bahsettiğimiz şeyler genelleme yapar gibi anlaşılmasın. Güzel şeyler, böyle, böyle, ufak, ufak derken şekil değiştiriyor kardeşim. Büyük meseleler, minnacık oluşumlarla cerahatleşiyor. Umudumuz, araç olarak baktığımız şeylerin rolünü aktif olarak yerine getirmesi.

Karşı tarafın oyuncusunu geçebilmek için fırsatını bulsa bacağını kıracak. Amerikan güreşinde organizatörler için oyuncusu ölse de mühim değil yeğenim. Yeter ki kendisi kazansın.  Yaaa, şimdi maksadım daha net anlaşıldı sanırım.

Bu konuya nasıl saplandım ben de anlamış değilim. Mesele sporun kendisi değildi.  Asıl mevzuu sporu bizim hangi noktaya getirdiğimiz. İnsan bedenini sağlıklı kılmak için araç edindiğimiz sporu saptırılmış amaçlara kaydırınca bir büyük parantez açma fikri oluşuyor insanda.

Yani önemsiz sandığımız meseleler,  küçük ayrıntılardan besleniyor cancağızım!

Şimdi kötülüğü amaç edinmiş birileri çıkıp, sporun düşmanı ilan etmesin bizi! İyiliğin, güzelliğin, sağlığın, sabır ve sebatın velhasıl öze yakışır has alışkanların aracı gibi gördüğümüz şeyler amaç uğruna küçülmesin. Tam olarak kaygımız bu!

Sporun seyirlik bir yanı vardır ancak asıl beklediğimiz seyir değildir. Sosyal medyadaki maç sonrası kritikleri hepimiz izliyoruz. Atışmalar, sertleşmeler, restleşmeler, atışmalar… Öfkeler top olup yuvarlanıyor ortalıkta.

Gençlerin enerjisi toplumun geleceği olacakken sonuç hüsrana sebep olacak boyutlara ulaşıyor. Spor iyi gibi dururken iyi olmayan eylemlere götürürse, “koşarken yorulmak” denir buna. Sağlıcakla

Hiç yorum yok: