14 Aralık 2025 Pazar

DÜŞÜREN DUYGULAR

Okumanın insan düşüncesini dolayısıyla davranışlarını disipline eden bir yanı vardır.  Sanırım bu yüzdendir kitabımızın ilk emrinin “Oku!” olması. Bu yöndeki halk deyimleri, tembihleri de kulaktan kulağa ulaşır.  “Oku da adam ol!” deyimi bunlardan biridir. Arkası da vardır aslında.  O kısmını şöyle izah etmek lazım. Değişik ve değişken fikirler ortaya atanlar olabilir. Fikirlere saygımız sonsuz.  Benim yorumum, okumanın kişiyi olgunlaştırıp insan kalmasını sağladığı yönündedir.

Tolstoy’un romanlarını okumuş olanların içinde Rus köylüsünün dünya hırsıyla yaşadıkları ve hazin sonunu hatırlayanlar mutlaka olacaktır. Okumamış veya hatırlayamamış olanlar için kısaca anlatmak yerinde olacaktır.

Romanın kahramanı olan Rus köylüsü zengin olma hırsıyla köyünden ayrılır. O sıralar istediğine istediği kadar arazi bağışlanan bir başka ülkeye gider.  Gittiği ülkede kendisine gün doğumundan gün batımına kadar olan sürede etrafını dolaşabildiği arazinin kendisine verileceği ifade edilir. Köylü kendince plan yapar. Sabahın ilk ışıklarıyla hakem heyetinin önünden harekete geçer.  Önce batıya sonra doğu, kuzey güney yönlerinde hızla çevirebildiği alanı çevirme arzusuyla biraz daha, biraz daha derken gün batımından önce başladığı noktaya dönemez ve çatlayarak ölür. 

Zengin olma hırsının ve maddi hayata bağlılığın sonucudur bu.

Dengeli olmanın, dengeli düşünmenin kendine göre güzellikleri vardır cancağızım! Her birimiz, hırsla hareket edenlerin sonlarını günlük yaşam içinde görüyor gözlüyoruz. Ne vahim ne acı! Hırs insanın kendine kötülüğüdür.

Okumak düşünmektir! Okumak ayırt etmektir. Okumak kıyaslamaktır. Okumak gelişmektir. Tolstoy’un romanındaki kısaca hatırımıza düşen bölüm, insanı düşünceden düşünceye sürüklüyor.  Romanın kahramanına sunulan fırsatın kendisine verilmesini bekleyen, kollayan, ağzı sulanan o kadar çok insan var ki! Ühhü! Yemin olsun yığınla!. Sırf bu yüzden ülkesini terk eden okumuş insanlar yok mu? Ülkenin kaynaklarıyla belli etiketleri elde eden insanlar, zengin olma hayaliyle soluğu başka ülkelerde almıyor mu?

Varsın ülkemin kışlarının ayazı bol olsun.  Soğuğunun şiddeti varsın tenimi yaksın. Sokağa çıktığımda tanıdık yüzlerin verdiği genişlik yeter insana. Ellerimin üşüdüğü anda, köşe kahvede dostların söylediği bir bardak çayın yarattığı huzur yeter bana. Pazarlarında gördüğüm bildik simaların güler yüzü ferahlatır içimi. Sırf bu yüzden zengin olma hırsındaki insanlardan çok daha engindir yüreğim. Duygularım sıcaktır! Evimin mutfağından son yıllarda özlemini çektiğim lapa lapa yağan karı, yağmuru seyretmek keyiftir. Kış güneşinin tadı bir başkadır ülkemde. Durakta dolmuş bekleyen insanların her birinin yüzü bildiktir. Pazar arabasını taşımakta zorlanan yaşlının yükünü taşımak bir başka sevinçtir kardeşim! Selam alıp vermek genişliktir.

Hırsa kapılanların yaşamının derinliğine girip var olan temiz düşünceyi kirletmek istemem en azından. Ormandan topladığım kanlıca soframın şenliğidir. Hele şu mevsimde kırdan kopardığım karakavuk, gelincik, yanında acı marulun çorbama yarenlik edişine diyecek yoktur.  Çocukluğumun cam misketleri, boynumda asılı çoban torbam heyecanımdır. 

Kendi hırsıyla kendi sonunu hazırlayanlar, inin hırs kulelerinizden. Yerdeki kar üzerinde yuvarlanın yuvalanın biraz. Nafile arzulardan kurtulup denge getirin hayatınıza. Zayıflıktan doğan her şey kötüdür, kötülüktür. Gücün aslı iyiliktir esasen. 

Bu yazımın niyeti okumak ve okunmaktı. Bir yandan gücün kirleten yüzünü hissettirmekti.  Hırsa birkaç tokat vurmaktı açıkça. Amacına ulaştı mı bilmem ki! 

Gelin düşten evlerinizi dengenin ve güzellikler bahçesinin içine kurun. Kısaca hırstan ölmeyin, öldürmeyin. Sağlıcakla.

Hiç yorum yok: