6 Ekim 2014 Pazartesi

KUŞLARIN AYNASI


Ben ne kötüyüm. Ben ne fenayım!. Kötülüğüm insanlığı yakıyor, fenalığım en insani yanlarımı törpülüyor benim. Kim ne kadar yuhlar çekse azdır bana. Hatta yüzüme tükürse kimiler.. Tükürüklü suratı resimleyip sosyal medyaya koysalar mesela. Of ki of!
Bir itirafçıyı bulmanın sevincini yaşayın içinizde. Sevinirken sorgulayın beni. Kendi kendini ele veren zor bulunur bu devirde. Ele geçirmişken fenalığımın dedikodusuna durun siz.
Bugün onca telaşın arasında emektar traktörümün on iki numara çiftli pulluk ardında beş dekar tarlayı devirmeye soyundum. Kargalar, kuzgunlar, sığırcıklar, çobanaldatanlar sardı sürdüğüm tarlayı. Pulluk çizileri düğün alayı gibi kuşlarla dolup taştı. Onlar bile fenalığımı hatırlattılar her çizgide. Ürkek duruşları, şüpheci bakışları bunun işaretiydi, tamı tamına. Kuşlarla olan iletişimsizliğimi gördükçe tuşlarla olan iletişimim geldi gözlerimin önüne. Telefonun, laptopun, bankamatiğin, kumandanın tuşuyla kurduğum teması kuşlarla, insanlarla kurabilseydim keşke dedim içimden.
Kuramadığım için ıradı bayramlar kim bilir. Bu yüzden bayram olmaktan çıktı çoğu şey. İnsanla ağlamadım, insanla gülmedim. Tuşlara dokunmanın kayıtsızlığı sardı gün gün aklımı. Dokunurken dokundurtmadım insanlığıma. Of ki of!.
Kuşlar bile fenalığımın farkındayken, insanoğluna çaktırmadım kötülüğümü. Ben öyle sandım belki de. Beş dekarlık tarlada döndükçe sorular, sorgular çoğaldı beynimde. Tarttım, tartıldım kendi kendime. Televizyonun kumandasına dokunduğum kadar insanlığa dokunabilseydim keşke. Tutsağı olduğum boşlukları insani değerlerle doldurabilseydim. Ah ki ah!
İnsanın hatta dostların ürkekliğini gözlerime yapıştırdı kuşlar bugün. Yüzüme vurdular apaçık. Vurdukça utandım şairliğimden!. Duygularda harman savurduğumu sanırken duygusuzluğumu hatırlattılar. Güvensiz duruşuma ayna tuttular an an. Bu aynayla arifeden kuracağım bayramları. Kötülüğün tutsaklığını arife sularında yıkamanın gayretinde olacağım yıkayabildiğimce. Tuşlara dokundukça ıradığım ne varsa toplamaya gayret edeceğim. Sözüme de güvenilir mi benim bilmem ki.. Tuşların kurduğu tuzağı bir sözle yırtıp atabilir miyim ne dersiniz.
Şairin bahsini ettiği ovaları, yaylaları bile kirlettim ben. Düzlüklere nice engebeler ekledim ellerimle. Vah ki vah!

Ah kuşlar, hey gidi sığırcık, çobanaldatan. Sizi düşünerek, hayal ederek ve de nice soruyu tekrarlayarak uykulara dalacağım dalabilirsem. Sağlıcıkla..

Hiç yorum yok: